Aydın MERTAYAK

Tarih: 20.02.2024 12:37

Bir Kardeş Mektubudur!

Facebook Twitter Linked-in

Dünyada İlk “Türk Derneği”, Macaristan-Budapeşte’de 1908 yılında açıldı. Üniversitelerde ilk Türkoloji kürsüsü 1870 yılında Budapeşte’de kuruldu.

Macar Türkülerini bilir misin? Turan fikrinin nereden doğduğunu sanıyorsun?

Gabor Vona’yı da bileceksin!

Atilla Jozsef’i okumalısın!

Hadi Yusuf Akçura’yı, Sultan Galiyev’i bildiğini düşüneyim; Turar Ruskulov’ u ya da Ethem Nejat’ ı bilir misin? Sahiden “sağ” nedir, “sol” nedir hiç kafa yordun mu?

Tarihteki Türk milliyetçi hareketler sömürgeciliğe karşı çıkar. Bunu hiç araştırıp düşündün mü?

Bak sana bir Türk efsanesini hatırlatayım.

Aytmatov uyarısı

Cengiz Aytmatov’u bilirsin.

Kırgız Türk’ü…

Türk birliğinin yılmaz savunucusu.

Dünya edebiyatına armağan ettiğimiz Lenin ödüllü usta bir kalem…

1980 yılında yazdığı bir romanı var: “ Gün Olur Asra Bedel”

Okudun mu? Kişinin, öz köküne yabancılaşmasını anlatır. Bunu Türk “ Mankurt Efsanesi” ne dayandırır. Şöyle…

Juan-Juan adlı barbar bir toplum tutsak ettiği kişileri köleler haline getirdiği için belleklerini silerek “mankurt” haline getirirmiş...!

Bir insanı “mankurt” yapmak istediklerinde bak ne yaparlar:

-Tutsak kişinin saçları iyice kazınıyor,

-Kafasına devenin boyun derisi gerdirilerek geçiriliyor,

-Tutsak başını yerleri vurmasın diye bir kütüğe bağlanıyor,

-Yürek parçalayan çığlıkları duyulmasın diye elleri ayakları bağlı olarak ıssız bir yerde sıcak güneş altında dört beş gün aç susuz bırakılıyor,

-Sıcağın etkisiyle deve derisi büzülüyor ve bir mengene gibi kafayı sıkıştırıyor,

-Deve derisinin artık kafa derisiyle bütünleşmeye başlamasıyla kazınan saçlar yeniden uzamaya başlıyor, Fakat deri kafaya o kadar yapışıyor ki, zaten sert olan deve derisi sıcağın etkisiyle iyice sertleşiyor ve uzayan saçlar deriyi delip uzamasına devam edemiyor,

-Bu nedenle saçlar kafanın dışı yönüne değil, içine doğru uzamaya başlıyor,

-Sıcaktan büzüşen deve derisinin kafatasına yaptığı baskı ve kafatasının içinde ters yönde uzayan saçların kafatasını delip, beyne doğru ilerlemesiyle tutsak büyük acılar çekiyor,

-Beşinci günün sonunda tutsakların çoğu ölüyor,

-Sağ kalan tutsak zamanla kendine geliyor; yiyip içerek gücünü toparlıyor.

-Ama o artık bir insan değildir; ölünceye kadar geçmişini hatırlamayan “mankurt” olmuştur. Artık hafızası yoktur…

Kim olduğunu, hangi soydan geldiğini, anasını, babasını ve çocukluğunu bilmez hale geliyor.

Düşünememektedir. ..

İnsan olduğunun farkında değildir. Ağzı vardır, dili yoktur; kaçmayı dahi düşünmeyen, hiçbir tehlike arz etmeyen bir köledir sadece.

Bilinci, benliği olmadığı için, sadece efendisine boyun eğen bir köle…

Evet… Mankurt, için önemli olan tek şey efendisinin emirlerini yerine getirmektir. ..

Hikaye budur…

Akıl yoksunluğu ifade eden “Mankurtlaşma” artık bir kavram olarak kullanılmaktadır.

Anadolu’da “mankafa” derler!..

Kimbilir…

Belki de…

Cengiz Aytmatov “Bizleri” uyarmak istemektedir..

Mumu bağrına bastığı ip eritir.

Anlayana...

Bir kardeş mektubudur bu…

Aydın Mertayak

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —